Hubeyb
(r.a.) ile Zeyd bin Desine (r.a.) esir edilerek
hapsedilmişlerdi. Hz. Hubeyb (r.a.) çok sakin ve telaşsız...
Sebebini soranlara şu tarihi cevabı vermiş: "Bu iman davası
kadar büyük bir dava yeryüzüne bir daha gelmeyecek ve bu dava
uğruna ölenlerin şerefine denk bir şeref daha dünyada vücud
bulmayacaktır. İşte bunun için telaşa lüzum yoktur." Demiş
ve arkadaşı Zeyd'e şöyle nasihatta bulunmuştur: "Sakın
üzülme! Eğer müşrikler bizi öldürürlerse, bu Allah'ın rızasına
ve bütün mü'minlerin duasına mazhar olacağımıza işarettir.
Çünkü bundan sonra gelecek olan İslâm mücahidleri, bizi örnek
alırlar ve sırası gelince İslâm'a hizmet yolunda canlarını
fedâ etmenin dahi gerektiğini onlar da idrak etmiş olurlar."
Evet, onların imanları böyle idi. Böyle olduğu için
davalarına sahip oldular, zafere erdiler... Hz. Hubeyb'in
idam edileceği gün gelir. Hz. Hubeyb'e, Hz. Peygamber
(s.a.s.)'i inkâr etmeleri teklif edilir. Fakat imanı
damarlarından fışkıracak derecede kuvvetli olan o büyük
sahabe, müşriklere şöyle karşılık verir: "Bana ölümlerin en
fecisini mi teklif ediyorsunuz? Ben iman ettim, iman nedir,
biliyor musunuz?" Demişti. Evet, dinden dönmek en feci, en
ızdıraplı ölümdür. Küfre düşmek en büyük manevi ölümdür.
Hubeyb (r.a.) gibi imana sahip olmak zorundayız... Davayı
iman halleder. Davalar inanmakla kazanılır... Onun için Hz.
Hubeyb örnek bir insandır. Nihayet asılmak üzere darağacına
getirilir. İmansız ve insafsızlar, ellerinde sopalar olduğu
halde, Hz. Hubeyb'e bağırıyorlardı. Hubeyb (r.a.) ise, onlara
karşı çekinmeden şöyle hitap ediyordu: "Benim katlim, iman ve
İslâm davası için değil mi? O halde, aslâ üzgün ve pişman
değilim... İslâm'a bir değil, bin Hubeyb fedâ
olsun!.." Evet, İslâm yoluna, İslâm davasına bir değil,
binlerce müslüman fedâ olsa, yine azdır. Çünkü hayatımızın
gayesi; " İman ve cihad'dır." Bu dava iman, Kur'an, Hakk ve
hakikat davasıdır. Neticede, müşrikler tahammül edemeyerek
Hz. Hubeyb'in üzerine saldırıp, ellerinde sopalarla onun
mübarek vücuduna vurmaya başlarlar. Hz. Hubeyb (r.a.), o anda
şöyle niyaz eder: " İlahi görüyorsun ya, canımı fedâ ediyorum,
ama imanımı aslâ... Rasûlüne selamımı tebliğ eyle. Ona karşı
olan muhabbet ve imanımın asla sarsılmadığından onu haberdar
kıl..." O sırada Medine-i Münevvere'de Ashab-ı Kiram ile
bulunan Rasûllulah (s.a.s.) Efendimiz: "Ve aleykesselam ya
Hubeyb (Allah'ın selâmı üzerine olsun ey Hubeyb!..") Diye
selamına karşılık
veriyordu.
| |